
....isimle ateş arasında.....
Bir yanda Osmanlı tarihinde yeniçerilerin hikayesi ,diğer yandan da esamesi yani ismi satın almış numan...Buhurcu dükkanınında kokuların kalpteki etkisine örnek bir filbahri kokusuyla başlayan aşk hikayesi...Sonunda ise iki ateş...Biri numanın kalbinde diğeri ise yeniçerilerin bedeninde...
Şu birkaç yıllık okuma hayatımın belki de en güzel aşk romanı...Anlaması güç ama anlaşıldığında da derin izler bırakan bir roman...
Aşkı tanımak isteyenlere,aşkı filbahri kokusunu duyumsayarak yaşamak isteyenlere şiddetle tavsiye...
ARKA KAPAK:
Ben uydurdum bütün bu hikâyeleri. Ama size şunu söylüyorum ki: Daha yüksekte duran bir gerçeği işaret etmek için bunca hikâye uydurdum. Demek istediğim. hepsi yalanken anlattıklarımın. anne kalbinde bir çocuk yokluğunun işaret ettiği acı yalan değildi. Yalan değildi eşi zalim avcı tarafından vurulan turnanın zaruri ölümü. Yalan değildi kemalin arkasından zevalin geldiği. Olgunlaşan her şeyin sonunda bozulduğu. Bir şey bozulurken onunla birlikte başka şeylerin de bozulduğu. Yalan değildi devletlerin insanlar gibi. aşkların da devletler gibi ömürleri olduğu. mahiyeti safiyet olan aşkı en çok karanlıkların boğduğu. Yalan değildi aşkın birbirine uymayan iki tanımının olduğu.
Bu tanımlardan biri sorgusuz sualsiz teslimiyet anlamına gelirken. diğerinin. sorgusuz sualsiz teslimiyetin kurulumu demek olduğu. Böylece aşkın mutlak tanımının mümkünler âleminde nâ-mümkün olduğu. Yalan değildi güzel kokunun ezel hatırasını taşıdığı. Yalan değildi bazı şeylerin hep bir şeyle bir şey arasında bir ürperti gibi asılı durduğu.
Günahı ve ihaneti bu dünyada su öbür dünyada ateş arıtacakken. suyla arınmayan âşık kalbinin ancak ateşle durulduğu. Belki de bu yüzden bir büyük yangının koptuğu. Bir ocağın; kelâma mecbur çileden yenik elemden ibaret bir kalpten kopa gelen yangınla tutuşup kül olduğu.
Hikâyelerine ayrılarak anlatılmış bir romanda son kez yemin ediyorum ki: Vallahi yalan değildi!
(304 sayfa)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder